Aşırı Stres Altında Olduğunuzu Gösteren 11 Belirti

Stres, olumsuz durumlar nedeniyle zihinsel ve duygusal anlamda hissedilen gerginlik olarak tanımlanır.

Neredeyse herkes, zaman zaman stresli durumlar yaşar ve stresi ilk elden deneyimler. Hatta bir araştırmada, yetişkinlerin %33’ünün aşırı stres altında olduğu görülmüştür (1).

Kronik stres, hem fiziksel hem de zihinsel anlamda çok fazla soruna yol açabilir.

1. Akne

Akne, stresin en belirgin ve gözle görülür belirtilerinden biridir.

Bazı insanlar aşırı stres altındayken farkında olmadan yüzlerine daha fazla dokunurlar. Bu da bakterilerin yayılmasına sebep olarak akne oluşumunu hızlandırır.

Çeşitli araştırmalar aknenin, aşırı stresle bağlantılı olduğunu doğrulamıştır.

22 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada, deneklerin akne durumu sınav öncesinde ve sınav esnasında incelenmiştir. Sınav nedeniyle artan stres seviyesinin akne oluşumuna sebep olduğu gösterilmiştir (2).

Ergenlik çağındaki 94 birey üzerinde yapılan başka bir araştırma ise stresin, özellikle de ergenlik çağındaki erkeklerde, en kötü akne türlerine yol açtığını göstermiştir (3).

Stres dışında hormonal değişiklikler, bakteriler, cildin fazla yağ üretmesi ve tıkanmış gözenekler de aknenin olası nedenleridir.

2. Baş Ağrısı

Çoğu araştırma, stresin baş ve boyundaki ağrıları tetiklediğini göstermiştir.

Kronik baş ağrısı olan 267 kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, deneklerin %45’inin bu durum meydana gelmeden önce stresli bir geçmişe sahip olduğu görülmüştür (4).

Daha geniş çaplı bir araştırma ise stres yoğunluğu arttıkça, her ay yaşanan baş ağrılarının da arttığını ortaya koymuştur (5).

Baş ağrısı kliniğinde 150 askeri çalışanın denetlendiği başka bir araştırma kapsamında, %67’lik kesimin stres kaynaklı ağrılar yaşadığı görülmüştür. Araştırma esnasında baş ağrısını en çok tetikleyenler listesinde stres ikinci sırayı almıştır (6).

Baş ağrısını tetikleyen diğer yaygın etmenlere örnek olarak uykusuzluk, alkol kullanımı ve susuzluk (dehidrasyon) da verilebilir.

3. Kronik Ağrılar

Yaşanan stresin yoğunluğu arttıkça, çeşitli ağrı ve sızılardan doğan şikayetler de artar.

37 ergen birey üzerinde yapılan bir araştırma, günlük bazda gittikçe artan bir strese maruz kalmanın gün içinde yaşanan ağrıları tetiklediğini göstermiştir (7).

Diğer araştırmalar ise stres hormonu olarak bilinen kortizol hormonu seviyesindeki artışın, kronik ağrıları tetiklediğini açığa çıkarmıştır.

Bu araştırmalardan birinde, kronik bel ağrısı olan 16 kişi bir kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Kronik ağrısı olan kişilerde kortizol hormununun daha yüksek olduğu saptanmıştır (8).

Başka bir araştırmada, kronik ağrısı olan kişilerin saçında bulunan kortizol miktarının daha fazla olduğu görülmüştür. Bu da, uzun zamandır süregelen stresin belirtilerinden biridir (9).

Stres dışında kronik ağrıya sebep onlarca şey olabilir. Yaşlanmak, bazı yaralanmalar, duruş bozuklukları veya sinir hasarları bunlara örnek olarak gösterilebilir.

4. Sık Sık Hastalanmak

Eğer sürekli hastalanıyorsanız, bunun sebebi aşırı stres olabilir. Stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonların oluşma riskini artırır.

61 yaşlı yetişkin üzerinde yapılan bir araştırmada, deneklere grip aşısı yapılmıştır. Kronik stresi olan kişilerde, bağışıklık sisteminin aşıya verdiği tepki daha zayıf olmuştur. Bu da, stresin bağışıklık sistemini zayıflatabileceğine işaret etmektedir (10).

Başka bir araştırmada ise, 235 yetişkin yüksek stresli ve düşük stresli olarak gruplara ayrılmıştır. Altı aylık bir zaman boyunca, yüksek stresi olan kişilerde solunum yolu enfeksiyonları %70 daha fazla görülmüş ve hastalık süreleri günlük bazda %61 daha uzun seyretmiştir (11).

Benzer bir şekilde, 27 araştırma üzerinde yapılan bir analiz sonucunda, stres ile üst solunum yolu enfeksiyonları ve bu enfeksiyonlara karşı geliştirilen hassasiyet arasında bir bağlantı bulunmuştur (12).

Stres ve bağışıklık arasındaki karmaşık bağlantıyı anlayabilmek için insanlar üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

Fakat konu bağışıklık sistemi olduğunda, stres yap-bozun parçalarından sadece birisidir. Kötü beslenme, hareketsizlik veya bağışıklık yetersizliği hastalıkları, zayıf bir bağışıklık sisteminin nedenleri arasında gösterilebilir.

5. Düşük Enerji ve Uykusuzluk (Insomnia)

Kronik yorgunluk ve düşük enerji, uzun süreli stresin nedenlerinden biri olabilir.

2438 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada, yorgunluk ile yüksek stres seviyesi arasında güçlü bir ilişki saptanmıştır (13).

Stres, aynı zamanda uyku düzenini etkileyebilir ve uykusuzluğa yol açabilir. Yaşanan muhtemel uykusuzluk sonucunda kişinin enerji seviyesi gün boyu düşük kalır.

Küçük çaplı bir araştırmada, iş nedeniyle yaşanan yüksek stresin uykusuzlukla ve uyku zamanı yaşanan rahatsızlıklarla ilişkili olduğu saptanmıştır (14).

2316 katılımcı üzerinde yapılan başka bir araştırma, çok sayıda stres yaratan durum yaşanmasının, uykusuzluk riskini önemli bir düzeyde artırdığını göstermiştir (15). 

Düşük enerjiye neden olan başka faktörler de olabilir. Susuzluk, düşük kan şekeri, kötü beslenme veya tiroid yetmezliği (yeteri kadar aktif olmayan tiroid bezi) buna örnek olarak verilebilir.

6. Cinsel İsteksizlik

Birçok insan, stresli bir dönemden geçerken cinsel isteksizlik yaşayabilir.

Küçük çaplı bir araştırma, 30 kadının stres seviyesine odaklanmış ve bunun cinsel istek (libido) üzerindeki etkisini incelemiştir. İncelemede, deneklerin erotik bir film izlerken yaşadıkları uyarılma ölçülmüştür. Stres seviyesi yüksek olanlar daha az uyarılırken, düşük stresli kadınların daha fazla uyarıldığı görülmüştür (16).

103 kadın üzerinde yürütülen başka bir araştırma, aşırı stresin cinsel isteği ve yaşanan tatmini azalttığını göstermiştir (17).

Aşırı stres yaşayan kişilerde cinsel isteğin, uyarılmanın ve tatmin duygusunun olumsuz yönde etkilendiği görülmüştür (18).

Hormonal değişimler, yorgunluk veya psikolojik nedenler de libido değişimlerinin nedenleri arasındadır.

7. Sindirim Problemleri

İshal ve kabızlık gibi sindirim problemleri aşırı stres nedeniyle meydana gelebilir.

2699 çocuk üzerinde yapılan bir araştırma, stresli olaylara maruz kalmanın kabızlık riskini artırdığını göstermiştir (19).

Stres, hassas bağırsak sendromu (HBS) veya iltihabi bağırsak hastalığı (İBH) olan kişileri etkileyebilir. Karın ağrısı, şişkinlik, ishal veya kabızlık bu kişilerde sık sık ortaya çıkabilir.

HBS’li 181 kadın üzerinde yapılan bir araştırmada, günlük olarak aşırı strese maruz kalmanın sindirim problemlerini artırdığı görülmüştür (20).

Buna ek olarak, stresin İBH üzerindeki rolünü inceleyen 18 araştırma üzerine yapılan bir analiz sonucunda, araştırmaların %72’sinde stres ve sindirim problemleri arasında bağlantılar saptanmıştır (21).

Beslenme biçimi, susuzluk, yetersiz fiziksel aktivite, çeşitli enfeksiyonlar veya belirli ilaçlar da sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkilere sebep olabilmektedir.

8. İştah Dalgalanmaları

İştah dalgalanmaları stresli dönemlerde oldukça yaygın görülür. Aşırı stresli bir kişi iştahsız olabilir veya tam aksine, gece buzdolabına bir baskın düzenleyebilir.

Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada, deneklerin %81’i aşırı stresli dönemlerde iştahlarının değiştiğini bildirmiştir. Bunların arasında %62’lik dilimin iştahı artarken, %38’lik dilimin iştahı azalmıştır (22).

129 kişi üzerinde yürütülen başka bir araştırmada, strese maruz kalmanın aç değilken bile yemek gibi davranışlara sebep olduğu görülmüştür (23).

İştahta yaşanan bu değişimler, stresli dönemlerde kilo dalgalanmalarına da yol açabilir. 1355 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada, aşırı kilolu yetişkinlerin kilo alımı ile stres arasında bir bağlantı olduğu görülmüştür (24).

Belirli ilaçlar, hormonal değişimler veya psikolojik durumlar da iştah dalgalanmalarına sebep olabilmektedir.

9. Depresyon

Bazı araştırmalar, kronik stresin depresyona neden olabileceğini öne sürmektedir.

Majör depresyonu olan 816 kadın üzerinde yapılan bir araştırma, bu kadınların depresyon öncesi dönemde hem ani hem de kronik stres durumları yaşadığını tespit etmiştir (25).

Başka bir araştırmada, ergenlik dönemindeki 240 birey incelenmiş ve aşırı stres ile depresif belirtiler arasında bağlantılar görülmüştür (26).

Kronik olmayan majör depresyon tanılı 38 kişinin depresif dönemden önce aşırı stres yaratan belli durumlara maruz kaldığı tespit edilmiştir (27).

Yine de depresyonun stresten çok daha farklı nedenleri olabilir. Bu araştırmalar, stresin depresyon ile bağlantısını deneysel olarak ortaya koymaktadır.

Aile geçmişi, hormon seviyeleri, çevresel faktörler ve hatta bazı ilaçlar bile depresyona potansiyel olarak katkı sağlayabilir.

10. Kalbin Hızlı Atması

Kalp ritminin hızlı olması strese işaret edebilir.

Bir araştırmada, stres yaratan ve yaratmayan durumlar karşısında kalp ritmi gözlemlenmiş ve stresli durumlar altında kalbin daha hızlı attığı tespit edilmiştir (28).

133 ergen birey üzerinde yapılan başka bir araştırmada, stresli bir sorumluluğu yerine getirmenin kalp atışını hızlandırdığı görülmüştür (29).

Benzer bir araştırmada, 87 öğrenciye stres yaratan bir görev verilmiştir ve bu durumun hem nabzı hem de tansiyonu artırdığı gözlemlenmiştir. Görevler esnasında rahatlatıcı müzikler dinlemenin bu değişimleri önlemeye yardımcı olduğu da görülmüştür (30).

Nabız artışının diğer olası nedenleri arasında tiroid bezi hastalıkları, çeşitli kalp hastalıkları veya yüksek miktarda alkol ve kafein içeren içecekler tüketmek de gösterilebilir.

11. Aşırı Terleme

Aşırı strese maruz kalmak terlemeye neden olabilir.

Aşırı el terlemesi rahatsızlığı olan 20 kişi üzerinde yapılan küçük çaplı bir araştırmada, terleme düzeyinin 0 ila 10 arasında puanlanması istenmiştir.

Hem stres hem de egzersiz, terleme puanlarını 2 ila 5 puan arasında artırmıştır. El terlemesi ile ilgili özel bir sorunu olmayan kontrol grubunda da aynı sonuçlar görülmüştür (31).

Başka bir araştırmada da, strese maruz kalmanın 40 ergen birey üzerinde daha fazla terleme ve kokuya neden olduğu tespit edilmiştir (32).

Aşırı terleme anksiyete, tiroid bezi düzensizlikleri veya belirli ilaçların kullanımından dolayı da meydana gelebilmektedir.