Kahvenin Faydaları ve Olası Zararları

Kahve dendiğinde çoğu kişinin aklına kahvenin artırdığı enerji seviyesi gelir. Fakat araştırmalara göre, enerjiyi artırmasının dışında kahvenin sağlığa birçok faydası mevcuttur. Karaciğer kanseri, tip 2 diyabet ve kalp yetmezliği risklerini azaltması bu faydalara örnek olarak verilebilir.

Yapılan araştırmalarda kahvenin diyabet, kalp ve damar hastalıkları, iltihabi bağırsak hastalığı ve karaciğer rahatsızlıkları üzerine olan etkileri incelenmiştir (1).

Kahve çekirdekleri polifenol isimli bir antioksidan türü barındırır (2).

Antioksidanlar vücuttaki serbest radikallerin yok edilmesine yardımcı olurlar. Serbest radikaller, vücudun normal bir şekilde işlemesi sonucu oluşan atıklar olarak adlandırılabilirler.

Serbest radikaller, toksik maddelerdir ve enflamasyona neden olurlar. Bilim insanları tip 2 diyabet ve obezite gibi metabolik sendrom etkileri ile enflamasyon arasında yakın bir ilişki olduğunu söylemektedirler.

Bazı araştırmacılar, 2018 yılında yürüttükleri bir araştırma sonrasında, kahvede bulunan antioksidan içeriğinin metabolik sendroma karşı koruyucu olabileceğini iddia etmişlerdir (3).

Antioksidanlar, kahvenin en sağlıklı özelliklerinden biri olabilir. Yüksek oranda antioksidan içeren kahve üzerine yürütülen araştırmalar, çoğu insanın meyve ve sebzelerden alınan antioksidanların toplamından daha fazla antioksidanı kahveden edindiğini göstermiştir (4, 5, 6).

Kahvenin Besin Değerleri

Bir fincan (200 ml) kahvenin besin değerleri şöyledir:

  • 2 kalori
  • 0 gram karbonhidrat
  • 0,3 gram protein
  • 184 miligram potasyum
  • 16 miligram magnezyum
  • 1 miligram manganez
  • 0,02 miligram riboflavin
  • 0,14 miligram niyasin

Kahvenin Faydaları

Kahvenin faydalarından yararlanmak isteyen birisi günlük önerilen kahve miktarını aşmamalı ve sigara içmekten kaçınmalıdır. Kahveyi şeker, krema veya tat veren çeşitli şuruplarla tüketmek sağlıklı bir seçim olmayabilir.

1. Enerjiyi Artırır ve Beynin Daha Hızlı Çalışmasını Sağlar

Kahve, insanların daha dinç hissetmelerini sağlar ve enerjilerini artırabilir. Bunun nedeni kahvede bulunan ve harekete geçirici bir madde olan kafeindir. Kafein dünyada en çok kullanılan psiko-aktif maddedir (7, 8, 9).

Kahve içtikten sonra, kafein kan dolaşımına girer ve buradan beyne iletilir. Beyindeki adenozin isimli nörotransmitter maddeyi bloke eder. Bu gerçekleştiğinde, norepinefrin ve dopamin gibi nörotransmitter maddelerin seviyesi artar ve beyindeki nöronlar fazlasıyla aktif hale gelir (10, 11, 12).

Kontrol altında yürütülen birçok araştırma, kahvenin beyindeki birçok bölgeyi aktifleştirdiğini göstermiştir (13, 14, 15).

2. Yağ Yakımına Yardımcı Olur

Kafein, yağ yakıcı olarak piyasaya sürülen ürünlerin neredeyse hepsinde bulunur ve bunun çok iyi bir nedeni vardır. Kafein, yağ yakımına yardımcı olduğu kanıtlanmış birkaç doğal maddeden biridir. Çeşitli araştırmalar, kahvenin metabolizma hızını %3 ila %11 oranında artırabileceğini göstermiştir (16, 17).

Diğer araştırmalar da kafeinin yağ yakma sürecini obez kişilerde %10, kas kütlesi daha fazla olan kişilerde ise %29 oranında artırdığını ortaya koymuştur (18).

Fakat bu etkilerin uzun süredir kahve tüketen kişilerde görülmediği düşünülmektedir.

3. Fiziksel Performansı Artırır

Kafein sinir sistemini harekete geçirerek yağ hücrelerini uyarır ve vücudun, depoladığı yağları yakmasını kolaylaştırır. Aynı zamanda kandaki adrenalini yükseltir (19, 20, 21, 22).

Adrenalin beyne “savaş veya kaç” komutunu veren bir hormondur. Bu da vücudu yoğun fiziksel aktivitelere hazırlar.

Kafein vücutta depolanan yağları kırar ve serbest yağ asitlerinin enerji kaynağı olarak kullanılmasını sağlar (23, 24).

Bu etkiler göz önünde bulundurulduğunda, kafeinin fiziksel performansı %11 ila %12 oranında artırdığı görülmüştür. Bu nedenle spor salonuna gitmeden yarım saat önce iyi demlenmiş bir kahve içmek yerinde bir hareket olacaktır.

4. Tip 2 Diyabet Riskini Azaltır

Tip 2 diyabet dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen ciddi bir sağlık sorunudur. İnsülinin yeteri kadar salgılanamamasından dolayı yükselen kan şekeri ile kendini belli eder. Kahve tüketen kişilerde tip 2 diyabet riskinin azaldığı görülmüştür.

Araştırmalar, sık sık kahve tüketen insanlarda bu hastalığın oluşma riskinin %23 ila %50 oranında daha az olduğunu göstermiştir. Hatta bir araştırmada riskin %67 gibi büyük bir oranda azaldığı görülmüştür (25, 26, 27, 28, 29).

Toplamda 457.922 insan üzerinde yapılmış 18 araştırmanın kapsamlı bir analizine göre, her gün bir fincan kahve içmek tip 2 diyabet riskini %7 oranında azaltmaktadır (30).

5. Alzheimer ve Demans Hastalıklarına Karşı Korur

Alzheimer hastalığı en yaygın görülen nöro-dejeneratif (sinir hücrelerinin hasar gördüğü) hastalıktır ve dünya çapında demansın (bunamanın) önde gelen sebeplerinden biridir. Bu durum genellikle 65 yaşın üzerindeki kişileri etkilemektedir ve henüz bilinen bir çaresi yoktur.

Fakat yine de bu hastalığın oluşmasını daha ilk aşamada engelleyebilecek etkenler mevcuttur. Sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak bunlardan biridir. Kahve içmenin de çok büyük bir etkisi olabilir.

Çeşitli araştırmalar, kahve tüketen kişilerde Alzheimer hastalığının oluşma riskinin %65 azaldığını göstermiştir (31, 32).

6. Parkinson Riskini Azaltır

Parkinson hastalığı, Alzheimer’dan sonra en sık görülen ikinci nöro-dejeneratif hastalıktır. Beyindeki dopamin üreten nöronların yok olması sebebiyle ortaya çıkar. Tıpkı Alzheimer hastalığında olduğu gibi, bu hastalığın da bilinen bir çaresi henüz bulunmamaktadır.

Araştırmalar, sık sık kahve içen kişilerde Parkinson görülme riskinin %32 ila %60 arasında azaldığını göstermiştir (33, 34, 35, 36).

Bir araştırmada, günde dört fincandan fazla kahve tüketen erkek bireylerde Parkinson oluşumu riskinin tüketmeyenlere kıyasla beş kat daha az olduğu gösterilmiştir. (37)

Buna ek olarak, kahvede bulunan kafein, Parkinson hastalarının hareketlerini kontrol etmelerini kolaylaştırabilir (38).

7. Karaciğer Hastalıklarına Karşı Korur

Karaciğer, yüzlerce farklı görevi bulunan mucizevi bir organdır. Hepatit veya karaciğer yağlanması gibi sık görülen çeşitli hastalıklar, öncelikle karaciğeri etkilemektedir.

Bu hastalıklar zamanla siroza yol açabilir. Siroz, karaciğer dokusunun büyük bir yara dokusu haline gelmesidir.

Kahve, siroza karşı koruyucu işlevlere sahip olabilir. Günde dört fincan kahve içen insanlarda siroz riskinin %80 düştüğü görülmüştür (39, 40, 41).

İtalya’da yürütülen bir araştırma, kahve tüketiminin karaciğer kanserini %40 oranında azalttığını göstermiştir. Sonuçlardan bazıları, günde üç fincan kahve içen kişilerde bu oranın %50 olduğunu ortaya koymuştur (42).

2014 yılında yapılan başka bir araştırma, kahve tüketmenin viral olmayan hepatite bağlı sirozdan ölme riskini azalttığını göstermiştir. Araştırmacılar, günde iki fincan veya daha fazla kahve içmenin bu riski %66 oranında azaltabileceğini söylemektedirler (43).

8. Depresyonla Savaşır

Depresyon, hayat kalitesini çok önemli ölçüde azaltan ve oldukça yaygın görülen bir hastalıktır.

2011 yılında yapılan bir araştırmada, günde dört fincan veya daha fazla kahve tüketen kadınların depresyona girme risklerinin %20 daha az olduğu gösterilmiştir (44).

208.424 kişi üzerinde yapılan başka bir araştırma, günde dört fincan veya daha fazla kahve içen insanların intihar etme risklerinin %53 daha az olduğunu göstermiştir (45).

9. Belirli Kanser Türlerinin Oluşma Riskini Azaltır

Kanser, dünyadaki ölümlerin en sık görülen nedenlerinden biridir. Vücuttaki hücrelerin kontrolsüz olarak büyümesiyle oluşur. Kahvenin, karaciğer ve kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu olabildiği bilinmektedir.

Günde dört fincan kahve içen insanlarda karaciğer kanseri riskinin %40 oranında, kalın bağırsak kanseri riskinin ise %15 oranında azaldığı görülmüştür (46, 47).

10. Kalbe İyi Gelir ve Felç Riskini Azaltır

Kahvenin, tansiyonu yükselttiği sık sık söylenmektedir. Bu doğru bir bilgidir ancak 3-4 mm/Hg oranında anlık bir artışın etkisi zararlı değildir ve düzenli kahve tüketimiyle bu artış zamanla yok olur (48, 49).

Fakat bu durum bazı insanlarda gerçekleşmeyebilir. Bu nedenle yüksek tansiyon hastası kişilerin dikkatli olması gerekmektedir (50, 51).

Sadece bunlara dayanarak kahvenin kalp hastalığı riskini artırdığını söylemek yanlış olur (52, 53).

Buna karşın, kahve tüketen kadınlarda kalp hastalığı riskinin azaldığına dair bulgular mevcuttur (54).

Ayrıca bazı araştırmalar, kahve tüketen kişilerde felç riskinin %20 daha düşük olduğunu göstermiştir (55, 56).

Fakat bazı araştırmalarda, çok fazla kahve içen insanların kanındaki kolesterol miktarında artış görülmüştür. Bu nedenle kahve tüketiminde aşırıya kaçmamak gerekir.

11. Ömrü Uzatır

Kahve içen insanların çoğunun çeşitli hastalıklardan korunduğu göz önünde bulundurulduğunda, kahvenin ömrü uzatabilme potansiyeli olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Gözleme dayalı çeşitli araştırmalar, düzenli olarak kahve içen insanların ölüm riskinin daha düşük olduğunu göstermiştir.

Geniş çaplı iki araştırmada, kahve içmenin 18-24 yaş aralığındaki ölüm riskini erkeklerde %20 kadınlarda ise %26 oranında azalttığı görülmüştür (57).

Bu etki özellikle de tip 2 diyabet hastası insanlarda daha güçlüdür. 20 sene boyunca yürütülen bir araştırmada, kahve içen diyabet hastalarının ölüm riskinin %30 daha düşük olduğu görülmüştür (58).

Kahvenin Olası Zararları

Kahvenin yararları bulunsa da, çok fazla tüketmenin ciddi yan etkileri olabilir.

Bir araştırmada, çok fazla kahve için kadınların kemiklerinin kırılma riskinin daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Erkeklerde bu riskin nispeten daha düşük olduğu saptanmıştır.

Hamile kadınların da çok fazla kahve tüketmesi önerilmemektedir. Fazla kahve tüketimi ile düşük yapma ve erken doğum arasında bağlantılar olduğunu gösteren bulgular mevcuttur.

Ayrıca, kahve içen kadınlarda endometriosis (çikolata kisti) riskinin daha fazla olduğu düşünülmektedir. Fakat bunu destekleyecek yeterli kanıta henüz ulaşılamamıştır.

Bunlara ek olarak fazla kahve tüketiminin reflü ve anksiyete riskini de artırdığı bilinmektedir. Özellikle de panik atak veya sosyal anksiyete sahibi insanların semptomlarını artırabileceği konusunda uyarılar mevcuttur (59).

2016 yılında yapılan bir araştırma ise ergenlik döneminde aşırı kahve tüketiminin beyinde kalıcı değişikliklere yola açabileceği sonucuna ulaşmıştır. Araştırmayı yürüten bilim insanları, bu durumun yetişkinlikte anksiyeteye bağlı oluşan problemlerin ortaya çıkma riskini artırabileceğini söylemişlerdir (60).

Bunlara ek olarak, seri üretimde satılan bazı kahvelerde mikotoksin ve akrimalit maddeleri bulunmuştur. Bu iki madde de toksik maddelerdir ve doğal kahveyi kirletirler (61).

2017 yılında yapılan kapsamlı bir araştırma, günde üç fincana kadar tüketilen kahvenin genellikle sorun yaratmayacağını açıklamıştır (62). Fakat araştırma sonuçlarına göre sigara içmek, kahvenin faydalarını sıfırlamaktadır.