Soğanın Bilimsel Araştırmalarla Desteklenen 8 Faydası

Soğan, alyum bitki ailesinin bir üyesidir. Taze soğan, sarımsak, frenk soğanı, pırasa gibi besinler de bu ailede yer alır. Alyum ailesine mensup olan bitkiler yüzyıllar boyunca kullanılmıştır. Bunun başlıca nedenlerinden biri hem yemeklerde hem de sağlık alanında kullanılabilir olmasıdır.

Soğan farklı şekillerde, boyutlarda veya renklerde olabilir. En yaygın soğan türleri kırmızı, sarı ve beyaz soğandır. Soğan ve soğan benzeri bitkiler çeşitli vitaminler, mineraller ve sağlığa faydalı bitkisel bileşenler içerirler.

Eski çağlardan beri soğanın sağlığa faydalı olduğu bilinmektedir. Antik çağlarda soğan baş ağrısı, kalp hastalıkları veya diş ağrısı gibi rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılmıştır (1).

Antik Yunan’da soğanın önemli bir yeri vardı. Olimpik oyunlardan önce atletler kilolarca soğan yerdi, soğan suyu içerlerdi ve vücutlarına soğan sürerlerdi. Antik Roma’da da soğan çok tüketilen bir yiyecekti ve hastalıkların tedavisinde kullanılırdı. Orta çağa gelindiğinde Avrupa mutfağının vazgeçilmezleri arasında soğan da bulunuyordu. Baş ağrısından saç dökülmesine kadar birçok derde devaydı.

Soğanın Besin Değerleri

Bir adet orta boy soğanın (yaklaşık 150 gram) besin değerleri aşağıdaki gibidir:

  • 45 Kalori
  • 0 gram yağ
  • 11 gram karbonhidrat
  • 3 gram lif
  • 9 gram şeker
  • 0 mg kolestrol
  • 5 mg Sodyum
  • 190 mg Potasyum
  • 1 gram Protein

Bunlar dışında A ve C vitaminleri ile kalsiyum ve demir bakımından da zengindir. Kalori bakımından düşük olmasına rağmen içerdiği vitamin ve mineraller oldukça fazladır (2).

Soğanın Faydaları

Soğanda bulunan C vitamini vücudunuzda güçlü bir antoksidan görevi görür ve oksidatif stresin vereceği zararlardan sizi korur (3).

Aynı zamanda B vitaminleri bakımından zengin olduğu için metabolizmanın işlemesinde, kırmızı kan hücresi üretiminde ve sinirlerin işlemesinde önemli rol oynar.

Soğanın en önemli özelliklerinden biri, kuversatin adında bir bileşen içermesidir. Bu madde, bir antioksidan olarak işler ve kanseri önleme konusunda yardımcı olabilir. Boşaltım sistemi enfeksiyonlarına iyi gelir, prostat sağlığını iyileştirir ve kan basıncını düşürür.

1. Kalbe İyi Gelir

Soğan, iltihaplanma (enflamasyon) ile savaşan ve kandaki trigliserid ve kolesterol seviyesini azaltan antioksidanlar içerir. Bu da kalp hastalığı geliştirme riskini düşürür.

Güçlü anti-enflamatuvar özellikleri yüksek kan basıncını düşürür ve kan pıhtılarının oluşmasını önler.

Kuversatin, soğanda yoğun olarak bulunan bir antioksidandır. Kuversatin maddesi de yüksek derecede anti-enflamatuvar özellikler taşıdığından dolayı kalp hastalığına yol açabilecek yüksek tansiyon gibi risk faktörlerini azaltır.

Yüksek tansiyona sahip aşırı kilolu 70 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, günlük olarak 162 mg kuversatin almanın sistolik kan basıncını 3-6 mmHg aralığında düşürdüğünü göstermiştir (4).

Soğanın aynı zamanda kolesterolün düşmesine yardımcı olduğu da bilinmektedir.

Polikistik over sendromlu 54 kadın üzerinde yapılan bir araştırma iki ay boyunca günde çokça kırmızı soğan tüketmenin toplam kolesterolü ve kötü (LDL) kolesterolü düşürdüğünü göstermiştir (5).

2002 yılında yapılan başka bir araştırma ise soğandaki sülfürün doğal bir kan inceltici işlevi gördüğünü ve kan pıhtılarının oluşmasını engellediğini göstermiştir.

2. Kansere Karşı Savaşan Bileşenler İçerir

Alyum ailesine mensup sebzeleri tüketmek (sarımsak, soğan, pırasa gibi) daha düşük kanser riskiyle ilişkilendirilmiştir. Özellikle de mide kanseri ve bağırsak kanserine karşı.

26 araştırma üzerinde yapılan bir incelemeye göre, yüksek miktarda alyum ailesinden sebze tüketen insanların mide kanserine yakalanma riskleri %22 daha azdır (6).

Toplamda 13.333 insan üzerinde yapılan 16 araştırmanın değerlendirmesine göre en çok soğan tüketen insanların bağırsak kanserine yakalanma risklerinin %15 daha az olduğu görülmüştür (7).

Kanserle savaşan bu özelliklerin, sülfür ve kuvarsetin gibi antioksidanlarla bağlantılı oldukları düşünülmektedir (8).

Meyve ve sebzelerden alınan yüksek miktarda lif, bağırsak kanseri riskini azaltır. Soğan da bu besinler arasındadır. Bir araştırma, her hafta 7 porsiyon veya üzeri soğan tüketmenin bağırsak kanseri riskinde düşüşe yol açtığını göstermiştir (9).

Prostat kanseri üzerine yapılan araştırmalar ise alyum ailesinden olan bitkileri çok tüketenlerin bu kansere yakalanma risklerinin daha düşük olduğunu göstermiştir (10).

Ayrıca, yüksek miktarda soğan tüketmenin yemek borusu ve mide kanseri riskini de önemli ölçüde düşürdüğü gözlenmiştir (11).

Bunlara ek olarak soğan, kanser tedavisinin yan etkilerine de iyi gelebilir. 2016 yılında yapılan bir araştırma, çiğ sarı soğan tüketmenin insülin direncini azalttığını ve kemoterapi alan meme kanseri hastalarında hiperglisemi riskini azalttığını göstermiştir (12).

3. Kan Şekerini Dengeler

Soğan yemek kan şekerini dengelemeye yardımcı olabilir. Bu da diyabet öncesi dönemde olan hastalar veya diyabet hastaları için özellikle önemlidir. Soğanda bulunan kuvarsetin ve sülfür gibi bileşenler anti-diyabetik etkilere sahiptir.

Kuvarsetin; ince bağırsak, pankreas, iskelet kası, yağ dokusu ve karaciğerdeki hücrelerle etkileşime geçer ve tüm vücudun kan şekeri dengesini kontrol etmeye yardımcı olur (13).

Tip 2 diyabet hastası 42 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, günde 100 gram çiğ kırmızı soğan tüketmenin açlık kan şekeri seviyesini düşürdüğünü göstermiştir (14).

Ayrıca, soğanda bulunan kromun da kan şekerini dengeleme üzerinde etkileri vardır.

4. Kemik Yoğunluğunu Artırır

Süt ürünleri bu konuya dair tüm övgüyü toplasa da, soğan gibi birçok diğer besin de daha güçlü kemiklere sahip olmanızı sağlayabilir.

Orta yaşlı ve menapoz sonrası dönemdeki 24 kadın üzerinde yapılan bir araşırma, sekiz hafta boyunca her gün 100 ml soğan suyu tüketmenin kemiklerdeki mineral yoğunluğunu ve antioksidan aktivitesini artırdığını göstermiştir (15).

Bir başka araştırma ise sık sık soğan yiyen yaşlı kadınların kalça kırığı yaşama risklerinin %20 azaldığını ortaya koymuştur (16).

Soğan, kemik kaybını azaltarak kemik erimesini de önleyebilir (17).

5. Sindirimi Düzenler

Soğan, güçlü bir lif ve prebiyotik kaynağıdır. Bunlar da bağırsak sağlığı için en önemli bileşenler arasındadır. Bağırsaklardaki iyi bakterileri artırır, sindirim sistemini ve bağışıklık sistemini güçlendirir (18).

Prebiyotikler bağırsaktaki yararlı bakteriler tarafından parçalanabilen ve normalde sindirilemeyen liflerdir. Bağırsak bakterileri prebiyotikler ile beslenirler.

Araştırmalar, bağırsak bakterilerinin prebiyotiklerle beslenmesi sonucu ortaya çıkan kısa zincirli yağ asitlerinin bağırsak sağlığını iyileştirdiğini, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve enflamasyonu azaltıp sindirimi kolaylaştırdığını göstermiştir (19, 20).

Prebiyotik açısından zengin beslenmek kalsiyum gibi kemikler için önemli minerallerin emilimini de kolaylaştırır (21).

6. Anti-bakteriyel Özellikler Taşır

Soğan, vücudunuzu tehdit eden tehlikeli bakterilerle savaşır. Soğan suyunun dünya çapında nam salan ve toplumun sağlığını tehdit eden Vibrio cholerae (Kolera) bakterisinin büyümesini ve yayılmasını engellediği gözlenmiştir (22).

Yapılan bir deneyde, sarı soğandan elde edilen kuvarsetinin ülsere neden olan Helicobacter pylori ve antibiyotiğe dayanıklı, enfeksiyona yol açan MRSA bakterilerini başarılı bir şekilde öldürdüğü gözlenmiştir (23, 24, 25).

Soğanda bulunan sülfür aynı zamanda anti-enflamatuvar özellikler taşır. Kuvarsetin ise solunum yolundaki kasları rahatlatarak astım semptomlarına iyi gelir.

Hem anti-bakteriyel hem de anti-enflamatuvar özellikleri, soğanı bağışıklık sistemi için de mükemmel bir besin yapar. Soğanda bulunan polifenollar antioksidan görevi görerek serbest radikallere karşı vücudu korurlar.

Yapılan bir araştırma, kuvarsetinin vücutta histamin üretimini engelleyerek alerjik reaksiyonları (hapşırma, kaşıntı, göz sulanması gibi) azalttığını göstermiştir (26).

7. Uyumayı Kolaylaştırır ve İyi Hissetmenizi Sağlar

Soğanda bulunan folat, depresyonu azaltmaya yardımcı olur. Homosistein kanın ve diğer besinlerin beyne ulaşmasını engeller. Folat ise bu kimyasalın birikmesini önler.

Homosisteinin fazlası aynı zamanda iyi hissetmenizi sağlayan serotonin, dopamin ve norepinefrin gibi hem ruh halinizi hem de uykunuzu ve iştahınızı olumlu yönde etkileyen hormonların üretilmesini yavaşlatır. Bu sebeple soğan yemek sizi bu olumsuz etkilerden koruyacaktır.

8. Saç ve Cilde İyi Gelir

Soğan yüksek miktarda C vitamini içerir. C vitamini saça ve cilde güç kazandıran kolajenin üretilmesi ve azalmaması için savaşır. Soğandan aldığınız C vitamininin kolajen sentezine olumlu etkisi olacaktır.